Ekmek Yiyememe Hastalığı: Çölyak! Tahlil Sonuçları

Çölyak hastalığı, bağışıklık sisteminin bazı tahıllarda (buğday, arpa, çavdar) bulunan “gluten” adlı maddeye karşı verdiği duyarlılıktır. Bu duyarlılık sonucunda ince barsakların içindeki örtücü ve besin emilimi yapan en iç katmanı (mukoza ve villüs yapılar) hasar görmekte ve besinlerin emilimi bozulmaktadır. Besinlerin emilimi ve hazmedilmesinde oluşan bu bozukluk neticesinde beslenme dengesizlikleri ve mide barsak ile ilgili şikayetler oluşmaktadır.

Çölyak hastalığına eşlik edebilen diğer hastalıkların da artık bilinmesi nedeni ile birbirinden çok farklı tabloların bir arada olabileceği, standart bir hasta profilinin olmadığı bir hastalık kliniği ortaya çıkmıştır. Bu nedenlerden ötürü, birbirinden farklı şekilde şikayet ve klinik durumu olan hastalar mevcuttur. Tek şikayetin sadece ishal, kansızlık veya kemik erimesi olduğu hastalar artık tanınmaktadır. Hayat boyu tedavinin gerektiği bir durum olan Çölyak hastalığında en önemli aşama teşhis aşaması olarak kabul edilebilir.

Çölyak Hastalığı Nasıl Oluşuyor?

Çölyak hastalığı bir alerji değildir, “otoimmün hastalık” denilen bir hastalıktır. Hastanın genlerindeki anormallik neticesinde normal şartlarda bakteri-mikrop-antijen gibi düşünülmeyen tahıl kaynaklı gluten maddesi, yanlışlıkla bağışıklık hücrelerine yabancı,tehlikeli madde gibi tanıtılmaktadır. Buğday, arpa ve çavdar içerisinde bulunan gluten maddesi barsak hücrelerinin içerisine emilir. Hastalık için genetik yatkınlık olduğunda bu hücrelerin içerisinde (besin gibi emilim yapılmış olan) gluten maddesi bağışıklık sistemi tarafından “besin” olarak değil de “yabancı madde-zararlı madde” olarak algılanır. Bunun neticesinde, insanın kendi bağışıklık sistemi bu proteinin bulunduğu barsak hücrelerini yabancı ve tehlikeli madde içeriyormuş gibi görerek yok etmeye başlar. Sonuçta sayı ve işlev bakımından azalan ve kötüleşen barsak iç kaplayıcı yüzeyi düzleşir ve emilim alanı oldukça azalır.

Çölyak Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Çölyak hastalığı sindirim sistemi ile ilgili mide ülseri, iltihaplı barsak hastalığı, spastik kolon gibi pek çok hastalığı taklit edebilmekte ve bazı hastalara yıllarca farklı teşhisler için tedavi aldıktan sonra tanı konulmaktadır. Besinlerin emilimi bozulunca ortaya çıkan ishal, kilo kaybı, kötü kokulu dışkılama gibi barsak ve sindirim ilgili şikayetler tipiktir. Ancak sadece yorgunluk, karın ağrısı, kansızlık, vitamin eksiklikleri gibi bulgu ve şikayetler de Çölyak hastalığının ana bulguları olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Günümüzde toplumda gelişen bilinç düzeyi ve hekimlerin tecrübelerinin artışı ile doğru orantılı olarak hiç barsak şikayeti olmadan da Çölyak hastalığı ile ilgili hastalıkların veya klinik-laboratuvar anormalliklerinin taranması ile teşhis edilen “Sessiz Çölyak hastalığı” da daha sık saptanmaya başlamıştır.

misir-ekmegi-glutenli

Çölyak hastalığında tiroit bezi (guatr hastalığına neden olan boyun ön yüzündeki hormon bezi) iltihabı riski artmıştır. Vücuttaki bağışıklık sisteminin uyarılmasının ve fazla çalışmasının etkilerinden birisi olarak tiroit bezi fazla veya az çalışabilir. Barsaklardan emilim bozukluğu oluşması neticesinde D-vitamini ve kalsiyum emilimindeki bozukluklar sonucunda kemiklerde erime ve kuvvet kaybı gelişmektedir, bu da artmış kırık riski sonucunu doğurmaktadır. Emilim bozukluğu başlıca demir, folik asit, vitamin B12 ve diğer vitamin-minerallerin eksik kalmasına neden olarak kansızlık (anemi) hastalığına yol açar.

Çölyak hastalığına özgü bir deri döküntüsü mevcuttur. “Dermatitis herpetiformis” adı verilen bu cilt hastalığında; yanma ve acıma hissi ile diz, dirsek, kafa derisi ve sırtta aniden başlayan kırmızı renkli böcek ısırığına benzeyen lezyonlar oluşur. Deri biyopsisi ile teşhis edilen bu rahatsızlıkta sonraları kaşıntılı olan bu deri döküntüsü Çölyak hastalığının tedavisi ile düzelir.

Çölyak Hastalığının Toplumda Görülme Sıklığı Nedir?

Ailesel-Genetik Geçiş Var Mıdır?

Bağışıklık sisteminin çok belirgin bir uyarıyla uyarılması ile genetik yatkınlık olan bireylerde ortaya çıkmaktadır. Belirgin uyarı yapan olaylar arasında hamilelik, ciddi travma, ameliyat, ciddi barsak enfeksiyonları ve aşırı duygusal stres sayılabilir. Ayrıca tiroit bezi iltihabı (tiroidit), Tip 1 diyabet, Down ve Turner sendromlarında da Çölyak hastalığı daha fazla oranda görülmektedir. Toplumumuzda Çölyak hastalığı yaklaşık %1 sıklıkta görülmektedir. Genetik yatkınlık olduğundan ailesinde birinci derecede yakınında Çölyak hastalığı bulunan birisinde %10 civarında Çölyak hastalığı bulunma riski vardır.

Çölyak Hastalığı Hangi Besinler ile Oluşur?

glutenli-besinlerBuğday ürünü olan her şey (un, ekmek, bulgur, irmik, makarna, bisküvi) en sık tüketilen gluten deposu yiyeceklerdir. Arpa ve çavdar kaynaklı gıdalar da bu şekilde riskli yiyeceklerdir. Ayrıca salça, mayonez, ketçap, salata sosları, hazır şekerlemeler, hazır patates kızartması, patates cipsi, mısır cipsi ve salam-sosis gibi gıdalarda gluten mevcuttur. Gıdaların ötesinde ilaç kaplama maddeleri, şampuan, makyaj malzemeleri, oyun hamuru ve zarf-pul yapışkanları gibi hayatın içerisindeki pek tahmin edilmeyecek kadar malzemede de gluten kullanılmaktadır.

Çölyak Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Teşhiste altın standart yöntem olarak kan testi ve endoskopi yöntemi ile ince barsaklardan biyopsi alınması gerekmektedir. Kan testinde trans-glutaminaz oto-antikorları araştırılır ve yukarıda bahsedilmiş olan bağışıklık sisteminin verdiği anormal reaksiyon test edilir. Kan testi pozitifliği varlığında alınan ince barsak biyopsisinin mikroskop altında incelenmesi ile barsaklarda düzleşme saptanırsa teşhis konulmuş olur. Bazen teşhiste problem veya sınırda sonuçlar ortaya çıkarsa HLA adı verilen proteinlerin genetik olarak hastada var olan alt-tipinin araştırılması ile de teşhis konulabilir.

Çölyak hastalığı taraması yapılması gereken şikayet ve tıbbi durumlar;

  • Aile bireylerinde Çölyak hastalığı öyküsü olması
  • İltihaplı romatizma (Romatoid artrit), Tükrük bezi iltihabı (Sjögren hastalığı) veya tip-1 diyabet hastalığı olanlar
  • Demir eksikliği, folik asit eksikliği, B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık veya tekrarlayan kansızlık
  • Uzun süren ishal
  • Araştırılmasında teşhis edilmemiş karın ağrısı
  • Karında şişkinlik ve ishal-kabızlık atakları ile seyreden spastik kolon (irritabl-hassas barsak) sendromu
  • Nedeni bulunamamış karaciğer test bozukluğu
  • Tiroidit (iltihaplı tiroid bezi) hastalığı
  • Büyüme ve gelişme geriliği olan çocukluk ve ergenlik dönemi
  • Çölyak hastalığı deri döküntüsü
  • Osteoporoz
  • Down-Turner sendromları
  • Nedeni bulunamamış kısırlık

Çölyak Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

bugdayÇölyak hastalığında ilaç, aşı veya cerrahi tedavinin yeri yoktur. Hastalığın en önemli tedavisi gluten maddesinin alınmamasıdır, yani hayat boyu diyet yapmak tedavinin temel prensibidir. Daha önce bahsedildiği gibi sadece buğdaygillerden doğrudan uzak durmak yetmemektedir, çünkü pek çok gıda ve gıda olmayan üründe gluten maddesi bulunabilmektedir. Bu nedenle teşhis sonrasında alanında uzman bir diyetisyen ve Gastroenteroloji doktoru ile takip yapılması en önemli tedavi basamağıdır. Mevcut hasta dernekleri, hasta grupları ve internet forumları gibi hastaların bir araya gelerek deneyimlerini paylaştıkları sosyal alanlar da tedavinin önemli bir parçası olarak kabul edilebilir. Buğdaygillerin diyetten arındırıldığı bu farklı ve yeni dünyanın uyumlu bir parçası olmak için gereken kimilerine göre zor sayılabilecek adaptasyon dönemi hasta dayanışması ile kolaylaşmaktadır.

Mısır, pirinç ve soya unu buğday unu alternatifi olarak en önemli temel gıda maddeleridir. Ancak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde bunların üreticisi olan kuruluşlar ayrıca buğday da işlediklerinden ötürü ayrı fabrika veya değirmen kullanan üreticilerden tedarik sağlanmalı veya sadece yetkili laboratuvarlardan temin edilebilen “glutensiz gıda” sertifikası aranmalıdır.

Yulafta teorik olarak gluten olmamasına karşın gluten maddesi ile bulaşma ve karışım riski nedeni ile (tarlada arpa, buğday ve çavdar ile beraber büyüyebilir veya depolama-taşıma-üretim yeri-fabrika alanında karışım olabilmektedir) genellikle tüm dünyada tüketilmesi önerilmemektedir.

Yorum Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir